Mağaradaki Çürük: Diş Ağrısının Tarihsel Kökeni
Dişinde çürük oluşan ilk insanı hiç düşündünüz mü? Çenesini her oynattığında, çiğnediği her lokmada hissettiği dayanılmaz ağrının sebebini anlamlandıramayan bu insan, acısını dindirmek için çaresizce çeşitli tedavi yöntemlerine başvurmuş olabilir. Belki bitkilerden elde ettiği özlerle ağrısını hafifletmeye çalıştı, belki de doğal taşlarla dişine müdahalede bulunmaya yeltendi.
Her ne kadar ilk diş çürüğünün ne zaman ve nasıl ortaya çıktığını kesin olarak bilemesek de, bu konuda arkeolojik bulgular bizlere önemli ipuçları sunmaktadır.
13 Bin Yıllık Sır: Grotte des Pigeons
Geçtiğimiz yıllarda Fas'taki Grotte des Pigeons (Güvercinler Mağarası) olarak bilinen arkeolojik alanda yapılan kazılarda, yaklaşık 13 bin yıl öncesine tarihlenen 52 kafatası kalıntısı bulunmuştur. Bu kalıntıların incelenmesi sonucunda, bireylerin dişlerinde şaşırtıcı derecede yüksek oranda çürük tespit edilmiştir. Bu bulgu, diş çürüğünün tarihsel geçmişine dair yeni bir bakış açısı kazandırmıştır.
Diş çürüğünün temel nedeni, diş plağındaki bakterilerin tükürükteki ve yiyecek artıklarındaki karbonhidratları fermente etmesi sonucu ortaya çıkan organik asitlerin, dişin mineral yapısını zamanla çözmesidir. Günümüzde bu süreci özellikle hızlandıran unsur, rafine şekerin yaygın tüketimidir. Ancak, avcı-toplayıcı toplumlarda işlenmiş şekerin bilinmemesi, çürük oranlarının oldukça düşük olmasına neden olmaktaydı.
"İşlenmiş şekerin bilinmediği bir çağda, bu bireylerde çürük oranı neden bu kadar yüksekti?"
Suçlu Kim: Şeker mi, Karbonhidrat mı?
Yapılan incelemeler, bu toplumun diyetinin ağırlıklı olarak meşe palamudu ve çam fıstığı gibi karbonhidrat bakımından zengin bitkisel kaynaklara dayandığını göstermiştir. Bu besinlerin sık tüketilmesi, ağızda asidik ortamın oluşmasını kolaylaştırmış ve bu durum zamanla diş minesinin aşınmasına, dentin tabakasının açığa çıkmasına ve çürük oluşumuna zemin hazırlamıştır.
Dolayısıyla, yalnızca rafine şeker değil, karbonhidrat açısından zengin doğal gıdalar da diş sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmektedir.
Bu diyetin uzun vadeli etkisi olarak mağara sakinlerinin birçoğunda dentin tabakasına kadar ilerlemiş çürükler tespit edilmiştir. Muhtemelen bu bireyler, dönemlerine göre oldukça yaygın diş ağrıları yaşamış ve bu durum günlük yaşamlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Hatta bu ağrıların bazı bireylerde sistemik enfeksiyonlara yol açarak yaşam kalitelerini düşürdüğü ve belki de ömürlerini kısalttığı düşünülebilir.
Grotte des Pigeons mağara sakinlerinin dişlerinde tespit edilen bu yüksek çürük oranı, beslenme şeklinin çürük oluşumundaki belirleyici etkisini bir kez daha ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bu bulgular, ağız ve diş sağlığının tarihsel evrimini anlamamız açısından büyük önem taşımaktadır. Diş çürüğünün yalnızca modern yaşamın bir sonucu olmadığını, binlerce yıl öncesine uzanan köklü bir geçmişi olduğunu görmek, bugün uyguladığımız diş hekimliği yaklaşımlarını tarihsel bir bağlama oturtmamıza da yardımcı olmaktadır.